İşitme engelli çocuklar için “İşaret Dili” ile içerik hazırlama

İŞİTME ENGELLİ ÇOCUKLAR İÇİN İŞARET DİLİ DESTEKLİ MATERYAL HAZIRLAMA

“Düşünmek kolay, yapmak zordur. Dünyada en güç olan şey ise düşünüleni yapmaktır.”
GOETHE

Söz sahibinin affına sığınarak sözü azıcık güncellemek istiyorum;
“Konuşmak kolay, yapmak zordur. Dünyada en güç olan şey ise dediğini yapmaktır.”

Üniversite de “materyal geliştirme” derslerinde içerik hazırlarken çocukların direk kullanacağı etkinlikleri hazırlardık. Sıralama kartları, posterler… Materyal hazırlamanın işitme engelliler öğretmenlerinin ev ödevi olduğunu öğrendiğimiz ama anlamını tam kavrayamadığımız zamanlardı. Modern dünyanın eşiğinde ise tepegöz kullanımını öğretmek de ihmal edilmedi ders içeriğinde.
Ama öğretmenliğe başladığımda tepegöz kullanmayla ilgili bilgilerimi pratiğe dökemeden projeksiyon cihazları okullarda yerini almıştı. Ofis programları öğrenmek öğretmenlerin bir yeterliliği olmuştu. Akabinde büyük ekranlar sonrasında etkileşimli tahtalar derken tabletler bakanlıkça çocukların eline verildi. Fiber internetler okula döşendi.

Tüm bu gelişmelerle beraber hazırladığımız içerikler de güncelleme almak zorunda kaldı. Tekrar kullanılabilir, görselleri zenginleştirilebilir materyalleri sunum programlarında, Word programlarında yaptık. Fotokopi dosyalarımız yerini cd’ lere bıraktı. Cd’ler flaş belleklere derken bulut depolama alanları kullanmaya başladık.Ama derdimiz hep aynı kaldı. Derslerimiz de işitme engelli çocuklarımıza uygun içeriği hiçbir zaman hazır bulamadık. Hep kendimiz yaptık. Hatta aynı sınıfı bir daha okuturken kullanırım dediğimiz içerik, birkaç yıl içinde demode oldu. Her sınıfa her çocuğa göre materyal geliştirme her ders günü öncesi yapılır hale geldi. Zordu. Ama hazırlıksız ders işlemek daha zordu.
Etkileşimli tahtada çevrimiçi görselleri kullanabildiğimiz son dönemlerde işler daha kolaylaştı. Bir görsel indirip üzerinde çocuklarla istediğimiz gibi oynadık. İş kağıdı indirip etkileşimli tahta üzerinde yaptık. İnternet sayfalarında dersimizi anlatmamıza yardımcı olacak bir şeyler aradık. Matematik dersi için interaktif etkinlikleri hangi dilde olursa olsun indirip kullandık.
Materyallerin görselleri, çocuğun seviyesine uygunluğu ve diğer özellikleriyle beraber aslında her zaman temel amacımız çocuğa dil edinimde uygun fırsatları oluşturabilmekti. Dil öğretmek için araç olarak kullandık materyalleri. Fen bilgisi dersinde de Türkçe dersinde de müzik dersinde de aslında yaptığımız dil edinimi için fırsatlar oluşturmaktı.
Dil ise; işitme engellilerin eğitiminde “doğal işitsel sözel yöntem” de dinleme ve konuşma becerilerini geliştirdiğimiz “Türkçe” iken zamanla “Türk İşaret Dili’ ne doğru evirildi. İşaret dilinin derslerde kullanımının 2009 yılında serbest bırakılmasından öncesine dayanan kişisel uygulamalarımız olsa da standart ve yaygın değildi. Zaten bakanlığımız yatılı okullarında eğitim gören binlerce çocuğumuz kendi aralarında işaret dili öğrenir ve geliştirirken, derslerin; anlamlı öğrenme yaşantıları sağlamak adına işaretle işlenmesi kaçınılmazdı.
Dil ediniminde kritik dönemlerin önemi ve dil gelişiminin kavram-zekâ gelişimine etkisi konusunda eğitim bilimi geliştikçe işaret kullanmanın sözel dil gelişimini etkilemediği ve sözel dille aynı zihinsel süreçlerden geçtiğinin belirlenmesiyle işitme engellilerin öğretim yöntemleri değişti. Burada kesinlikle “doğal işitsel sözel yöntemin”, “işaret dili yöntemiyle” ya da “karma yöntemle” kıyaslamasını yapmıyorum. Dil ediniminin kavram gelişimi ve zeka gelişimine etkisini öğrendikçe geliştirdiğimiz tutumdan bahsediyorum.

İşitme engelli bireyin nasıl bir eğitim alması gerektiğine yönelik yöntem belirleme de pek çok değişkenin değerlendirilmesi gerektiğinin farkındayız artık. Özellikle sağlık ve teknolojisi alanındaki gelişmelerin engelli hayatına etkisini yaşıyoruz. “İşaret dili sağırların anadilidir” diyen dünya sağırlar örgütünün bildirisini kabul etsek de ülkemizdeki işitme engellilerin sadece %5’nin ebeveyni sağırdır. Bu veriyi çocuklarımız TİD ile ilk defa okullarda karşılaşıyor şeklinde yorumluyoruz. Vahim olan ise dil edinimindeki kritik dönemlerin kaçırılmasıdır. Çocuklarımızın büyük bölümü okul çağına kadar dil edinemiyorlar. Dile sahip olmayan bir çocuğa okuma-yazmanın öğretmek de fazlasıyla zaman ve çaba gerektiriyor.
Eğitim bilimi gelişirken bir taraftan da işaret dili kullanımı, öğretimi, yapısı hakkında çalışmalar çoğaldı, paylaşıldı. İşaret dili işitme engelli olmayan bireylerinde ilgisini çekmeye başladı. Ve işaret dili popülerleşti. Popülerlik tanınmayı, görünmeyi en önemlisi farkındalığı arttırırken çalışmaların yozlaşmasına da sebep oldu.
Aynı zamanda içeriklerimizde işaret diliyle desteklenerek erişilebilir hale gelmeye ve özellikle işaret dili öğretir hale gelmeye başladı. EBA çatısı altında toplanan eğitim içerikleri, engellileri de kapsayacak bütünleştirme öğeleri taşımaya başladı. İşitme engellilerin öğrenme biçimlerine uygun stratejilerle içerikler hazırlanmaya başlandı.Bende içerik hazırlayan böyle bir ekibin parçası olarak görevlendirildim. Ekip olarak çok bakir olan işitme engellilere yönelik dijital içeriklerde neler geliştireceğimizi planladık. Hali hazırda çevrimiçi ürünleri inceledik. Literatür taraması yaparken karşılaştığım ve kendimin çalışmalarda dikkat etmem gereken öğeler olduğu gördüm.

“İşitme engelliler için TİD destekli içerik nasıl geliştirilir?” sorusunun cevabını bize kim verebilir? Öğrenebileceğimiz bir yer yok. Türk İşaret Dili özelinde olmadığı gibi dünya literatüründe de işitme engelliler öğretim yöntemlerinde işaret destekli örnekleri giriş seviyesinden başka göremiyoruz. Bu sebepten bu alanda emek veren arkadaşlarla bir işbirliği ve ortak dil kullanmamız gerektiğini düşünüyorum. Biz İzmir EBA ekibi olarak işitme engellilere içerik hazırlarken TÜRK İŞARET DİLİ’ ne yönelik dikkat ettiğimiz noktalar belli noktalar var. Paylaşalım müsaadenizle:
Giriş seviyesinde 2 tip uygulamayla karşılaşıyoruz aslında
I. Metni ve ya konuşmayı direk TİD’ne çeviren videoların sağ alt köşeye eklendiği içerikler
II. Sadece TİD kelimelerini öğreten içerikler
Bu seviyeyi kırmak ilk hedefimiz. Birbirini tekrarlayan içerikleri üretmek istemiyoruz.

• İkidilli fırsatlar içeren eğitim içerikleri
Bir öğrenme aracı olarak işaret dili ve kullanımı üzerinedir. İşaret dili öğretme amacımız ile Türkçe öğretme amacımız birbirinden farklılaşsa da kesiştikleri alanlardaki ürünleri çocuklarımız ve akademik gelişimleri adına daha etkili buluyoruz. İşaret öğrenmenin kolaylığını ve okuma-yazma becerilerini geliştirmenin zorluğunu aşabilmek, anlamlı öğrenme yaşantıları oluşturabilmek için kullanıyoruz.

• İçeriğin hazırlandığı hedef kitleye göre dil düzeyi belirliyoruz.
İlkokul seviyesinde hazırlanan materyallerde:
1) Kelime-anlam-yazı
2) Cümle-anlam-yazı
3) Metin-anlam-yazı
Sıralamasıyla içerik hazırlıyoruz.
1.Sınıf için ilk kelimelerini öğreten ve Türkçe yazılışlarını öğretimini pekiştirecek içerikler kelime-anlam-yazı seviyesinde yapılıyor.
3. Sınıf için fen bilimleri dersi için hazırladığımız içerik; metin-anlam-yazı seviyesinde hazırlanıyor.

• İşaret dilinde sözlük ve ya sözlükcükler yapmaktan uzak duruyoruz.
Kelime- işaret eşlemesi bağlam oluşturmadığından anlamlı öğrenmeler geliştirmiyor. Dile yönelik anlamlar en küçük yapı da cümlelerde olduğundan; işaret dili cümle yapısına uygun örneklerle yapıyı çarpıtmadan dil modelleri oluşturmaya çalışıyoruz.

• Öğretmenin görevlerini yapmaya çalışmıyoruz.
Öğretmene yardımcı, doğru işaret dili modeli oluşturulmuş, bilinmeyen terimlerin uydurulmayıp açıklandığı içerikler yapmaya çalışıyoruz.

• “İşaretlenmiş Türkçe” kullanmıyoruz.
Literatüre terim olarak yerleşmiş olan bu ifade Türkçe-TİD çevirilerinde Türkçe metin ya da konuşmanın kelime kelime Türkçe gramer yapısına göre tercüme edildiği formu ifade eder. İşaret dili gramer yapısına uymadığı için dile zarar verdiği gibi işitme engelliler tarafından anlaşılırlığı da düşüktür. I. Tip içeriklerde genelde bu yanılgıya düşülüyor. Biz TİD gramer kurallarına bağlı kalarak videolar hazırlamaya çalışıyoruz.

• Parmak alfabesi kullanımına dikkat ediyoruz.
İçeriklerde kullanacağımız “işaret” yok ise parmak alfabesi ile yazmayı kullanıyoruz. Yeni işaret uydurmayı ilkesel olarak kesinlikle etik bulmuyoruz. Milli Eğitim Bakanlığının ve Aile Sosyal Politikalar Bakanlıklarının hazırladığı sözlükleri referans alıyoruz.

• Sadece işaret dili kullanılan materyaller yapmıyoruz.
İşaret dilini kavramsal olarak öğretmeyi amaçlayan materyaller üretiyoruz. İşaret diliyle yaptığımız bir video ders içeriğinde kullanılıyorsa bunun öğretimi tamamlamadığını biliyoruz. Video da geçen, çocuğun o videoyla ilk defa karşılaştığını öngördüğümüz işaretleri anlamasını ve kullanmasını sağlayacak fırsatları interaktif içeriklerle hazırlıyoruz.
En sade sekliyle bir metnin yanında işaret diliyle anlatıldığı materyalleri öğretici bulmuyoruz. İçinde geçen işaretleri açıklayan ifadelere ihtiyaç duyuyoruz.

• Yoğun işaret dili içeren içeriklerin çocuklarca anlaşılmayacağını düşünüyoruz.
İşaret dili yazı dengesini korumaya çalışıyoruz. Kalıcı öğrenmelerin gerçekleşmesi için çocukların aktif olduğu, oynadığı oyun bazlı içerikler geliştirmeye çalışıyoruz. Eğlenceli ve ilgi çekici çalışma sayfaları hazırlamaya çalışıyoruz.

• Temalar oluşturuyoruz.
Her şeyi aynı yerde öğretmeyi amaçlayan büyük içerikler değil nokta atışı yapabildiğimiz spesifik konularda içerikler hazırlamaya çalışıyoruz. Bunu yaparken butik çalışmalar değil akademik konuları kapsayan ürünler çıkarmayı hedefliyoruz.

• Görselin dil taşımasına dikkat ediyoruz.
Etkinliklerde kullanılan görseller kelime ve cümleleri iyi ifade eden görseller olmalı. Aslında etkinliğin kalitesi her zaman görsellerindeki bütünlükten ve anlamlı olmasından geçiyor. Eğer anlamı güçlendirecekse animasyonlar ekleniyor.

• Eş anlamlı işaretlerin kullanmaya çalışıyoruz.
İşaretler seçilirken aynı anlamı içeren farklı işaretlerinde kullandık. TİD kullanımındaki yerel kullanım özelliklerine saygı göstererek dilin zenginliğini gösterebilmeyi amaçladık.

Esen kalınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.