Özel Eğitime Branşçı Yaklaşım

             Özel eğitim ve özel eğitime ihtiyacı olan çocukların eğitimi konusunda bir deneyiminiz yoksa ve bu konuda yeni bir çalışma içerisine giriyorsanız aklınızdaki sorular, sizi benim gibi türlü türlü rahatsızlıkla baş başa bırakabilir. Ne yapacağınızı düşünmekten saçkıran olabilir; uykusuz geceler geçirebilir ya da migren atakları yaşayabilirsiniz. Bu, özel eğitimde kendi yeterliliğinizi sorguladığınız zamandır ve bu işi yapamayacağınız algısı bir anda sizi esir alır. Unutmayın, vazgeçmek en kolay olanıdır ve yine unutmayın o çocukların kesinlikle size ihtiyacı vardır!

             Engelli bireylerin eğitim sürecinde, akademik bilginizin yanında belki de sahip olmanız gereken tek şey: sevginiz. Sait Faik, “Bir insanı sevmekle başlar her şey” derken konuyu bizler için özetlese de sevginin ne denli güçlü bir sihir olduğunu; neleri başarabildiğini özel eğitime gereksinim duyan çocukların gözlerinde görebilirsiniz. Sevmekle ilgili çok beğendiğim sözlerden birisi de Vizontele filminde Reis Beyin “Sen yaşadığın yeri seversen orası dünyanın en güzel yeridir; ama sen dünyanın en güzel yerini sevmezsen orası dünyanın en güzel yeri değildir.” cümlesidir ki, bu cümle sizin özel eğitime olan aidiyetinizin sizi dünyanın en mutlu eğitimcisi yapacağını örnekler.

             Özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin eğitimiyle ilgilenmenin denizin dibinde “incili bir midye” aramaya benzediği söylenir. Size bunun imkânsız olacağı defalarca anlatılsa da siz aramaya devam ederseniz, paha biçilemez bir değere sahip olursunuz. 2011 yılında Bornova Tülay Aktaş İşitme Engelliler Ortaokulunda Türkçe öğretmeni olarak göreve başladığımda bulduğum bu değerin, hayatımı bu kadar değiştireceğini bilemezdim. Şimdilerde kendimi daha bir huzurlu, daha bir mutlu hissetmemi sağlayan güzel çocuklara sahibim. Tıpkı “Deniz Yıldızı” hikâyesinde olduğu gibi, kıyıya vuran bütün denizyıldızlarının hepsini kurtaramayabilirim ama dokunabildiğim hepsine kurtulma şansını vermeliyim. Çünkü hepsinin kurtulmak için bir “özel” bir nedeni var ve Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün dediği gibi, “Eğitimde kaybedilecek fert yok”

Pin It on Pinterest